“Sözlüm de Gözaltındaymış!..”
Ben 25 yaşındayım. 3 çocuklu bir ailenin ortanca ferdiyim. Babam serbest meslek çalışanı, annem ev hanımı. Ablam kimya öğretmeni, ben sosyoloji öğretmeni, kardeşim güzelsanatlar fakültesi birinci sınıf öğrencisi.
Babam, tüm mağdur babaları gibi, zorlukla ve dar gelirle okuttu hepimizi. Ablam ve ben okullarımız bitince kardeşimin giderleri ve ev masraflarına yardım ederek babama ve anneme destek olduğumuzdan dolayı çok mutluyduk. Ablam özel bir okulda öğretmenlik hayatına başlarken, ben de henüz mezun olamadığım için bir taraftan okuyup, bir taraftanda bir markette çalışıyordum. Mali durumumuz şimdilik bunu gerektiriyordu.
Mezuniyetimin üzerinden 2 yıl geçmişti ki, temiz bir ailenin oğlu ile tanıştım, anlaştık ve hayatlarımızı birleştirme kararı aldık. Ben hemen üniversiteden samimiyette kardeşlik derecesini yakaladığım arkadaşlarımla bu sevinci paylaşıyordum.
Bir gün arkadaşlardan birinin gözaltına alındığını öğrendim. Arkadaşımıza kaldığımız yurttan kimleri tanıdığı sorulmuş ve isim vermesi konusunda çok baskı yapılmış. Eğer isim vermezse kesinlikle serbest bırakılmayacağı şeklinde tehditler savurmuşlar. Arkadaşım her ne kadar masum insanların ismini vermek istemeyip, kendi yaşadığını arkadaşları da yaşamasın diye dirense de, birkaç kişinin adını verdiğini ablasından öğrendik. Ortada trajikomik bir durum söz konusuydu. Devletin onayı ve düzenli denetimi ile açılan yurtta kalmak yıllar sonra keyfi bir uygulama ile suç unsuru haline getirilmişti.
Bu süreçte ben de büyük bir korku içindeydim. Evimde bekledim. Oysa suç olabilecek hiç bir şey yapmamıştım. Bir sürü soru kafamda… ağlamaya başladım. Günlerce sürdü ağlamalarım ve korku ile beklemelerim.
Bir sabah beni de gözaltına almaya geldiler. Hiç düşündüğüm gibi bir şey değildi bu durum. Nasıl güçlü bir baskıyla sorguladılar beni anlatamam; “Tamam ben o yurtta kaldım ama burada beni sorgulamanızı gerektirecek bir şey yapmadım” demekten başka cümle aklıma gelmez olmuştu adeta. “Üstelik devletin resmi bir kurumunda kaldım, bu neden suç olsun” dedim ama nafile.
Fmf ve panik atak hastasıyım. Bu baskıya daha fazla dayanamayıp istifra etmeye başladım. Sonrasını ise artık hatırlamıyorum. Revirde açtım gözümü.
Ben daha 25 yaşındayım. Devletimi çok seviyorum. Hergün yaptığım dualarımda, devletimizin bekâsı için
dua etmemeyi kendime ihanet sayarken, kaldığım yurt, ihanet gerekçesi sayılmış durumdaydı.
Kelepçeyle hastaneye götürüldüm. O ayrıca bir utanç kaynağıydı zaten benim için.
Bir de nişanlanmak üzereyken bu olayları yaşamak çok ama çok ağrıma gitmişti. Ben ne diyecektim müstakbel nişanlımın ailesine?
Mahkemeye çıkarıldım, sonraki mahkemeye kadar olan süreyi dışarda geçirmek üzere serbest kaldım. Eve geldiğimde öğrendim ki, sözlüm de gözaltındaymış!.. Mağduriyetimiz ve üzüntümüz ikiye katlanmış oldu. Mahkemenin tarihi yaklaştı. Şimdilerde korku içinde yaşıyorum günlerimi. Herhangi bir keyfilikle yeniden özgürlüğüm elimden alınabilir mi diye. Çünkü sonraki mahkeme günü özgürlüğümü kaybettiğim gün olabilir.
Kaynak: http://magduriyetler.com/2018/06/23/sozlum-de-gozaltindaymis/




Hiç yorum yok