Tahliye Olan Bir Anneyim, Eşim Hala Tutuklu
Ekim 2017… Eşim ve çocuklarımla pazar alısverişi yaparak evimize dönmüştük..Hiçbir şeyden habersiz.. Saatler sonra vuracak kapının arkasında ne gözyaşları gizliydi bilmiyorum. Belki o anda çıkacağım zorlu süreç aklıma bile gelmemişti.. Akşam yemeğimizi yedik.Daha sonra ailecek sevdigimiz 1 bardak süt içmiştik. Akşam saat 9 civarında acı bir kapı sesiyle irkilmiştik. Kapı sesi o kadar şiddetliydiki işte o an gelmişti. Ayrılık zili çalmıştı bizim için. Kapıdan girer girmez eşime şiddet uygulamaya başlamışlardı. Çocuklarımın o andaki halleri gözümün önüne gelince ağlıyorum. Yavrularım korkmuşlardı. Nasıl korkmasınlar ki daha şiddetin ne olduğunu bilmezken gözlerinin önünde babalarının acılarına şahit oluyorlardı .Şiddet ve hakaret içeren sözlerle evi aramaya başladılar.
Eşim soğukkanlı bir şekilde iyiyiz sıkıntı yok vicdanımız rahat dedi. Allah üzerimize sekine indirmişti.
Arama bitmeye yakin polis eşliğinde kıyafetlerimizi toparlamak için odaya gittim.
Kıyafetlerimiz azdı zaten ,bir valize nerdeyse hepsini toparladım.
Polis valizi görünce niye bu kadar eşya aldın ne gerek var dedi. Bense herşeye hazı
rlıklı bir şekilde toparlamıştım ki uzun bir gözalti süresi geçirmiştik.
Gece 24:00 sularında hastane kontrolü ardından TEM şubeye götürdüler… Amansız belirsiz bir yolculuk başlamıştı. Çocuklarımla sabaha kadar bekledik, sabah ailem geldi ve çocukları aldılar. Benim için gözaltı süreci başlamıştı.
14 gün gözaltı süresi geçirdik. İfadem alınırken küfürlü aşağılayıcı cümlelerle sorular soruyorlardı. Bir ara senin yüzünde halinde silah tutacak suç işleyecek hal yok ama tutuklanacaksın dediler.
Ki öyle de oldu.Gözaltının ardından mahkemeye çıkarıldık ve tutuklandık…
O an şunu düşündüm sahip olduğum, emanet dediğim eşim ve çocuklarım aslında benim değil Allahın emanetiydi. Bunu dilden hep söyleriz ama o an da bu cümleyi iliklerime kadar hissetmiştim…
Artik kapalı kapılar arkasına dogru yol alma vaktiydi. Eşimin merdivenlerden inerken arkasına baka baka gitmesi hala aklımda. Sanki “elimden bir şey gelmiyor” der gibi bakmıştı.
Akşam 22 .00 sularında adliyeden çıkarken ailelerimizin kapıda alkış sesleriyle ugurlandık. Bizlere o kadar ümit olmuştu ki. Ailelerimizin el sallamaları.
Ailelerden kızım oğlum seninle gurur duyuyorum diyen sesler geliyordu..
Yüzümüze ışıklar tutuluyor ailelerimizi göremeyelim diye..
Minibüse binerken polis, sağa sola bakmayın artık herşey bitti diyip azarlıyordu.
Evet ayrılık vakti artık Medrese yolculuğu baslamıştı. Kaç kapı geçtik hatırlayamıyorum, koğuştan içeriye girdim…
İçeride yaşları küçük kızlar ve onlardan büyük biri daha vardı. Sanki geleceğimizi biliyormusçasına sofra hazırlamışlardı…
Sıcak bir ortam ile karşılaşmıştık…Gözaltı süresinden sonra sıcak bir yuva misaliydi… O kadar iyi gelmìşti ki.. Samimiyetle karşılanmak 14 günden sonra ..
Artik yusuf olmanin hakkını vermek düşüyordu.Herkes bu gayretteydi..
Sabah sayımdan sonra piskoloğa götürdüler, formaliteden sorular soruldu. Sorularda faça yaptın mı?sorusu var ..benim cevabim, soruyla karşılık oldu.. faça ne demek?Faça kelimesinin anlamını bilmeyen bizlere terorist deyip tutukladılar..
Haftalar,aylar ard arda geçiyordu, insan hep mücadele eder ya içerdeyken de her yönden iyi olmak için mücadele etmiştik hep birlikte. İdealist insanlarla birlikteydik çok şükür..
Arapça dersi, tecvit dersi, ingilizce dersi hepsine katıldım. Çok yoğunum diye espriler yapardık.
Sıra geldi görüş gününe;kızım bir buçuk yaşındaydı ve henüz konuşmuyordu.Beni tanımıyor kucağıma gelmiyordu…
Anne babasından ayrılmasıyla yaşı ilerlemişti ama konuşmuyordu..
6 ay kadar içerde kaldım hasret ve özlemle… Çocuklarımın küçük olmasından dolayı tahliye ettiler…
Eve geldiğimizde çocuklarım bana bir yabancıymışım gibi davranıyordu…Anneanne ve dedeleriyle uyuyor isteklerini onlara söylüyorlardı.
Nerdeyse bir ay geçtikten sonra yavaş yavaş alışmaya başladılar. Kızım artık ufak ufak konuşmaya başlamıştı.
Evin içerisinde beni göremedikleri zaman aramaya başlıyorlardı. Ayrılık, arkada kalma duygusunu yavrularım küçüçük yaşlarında hissetmişlerdi.. Tekrar gideceğim diye korkuyorlardı..
Zil çaldığı anda korkup kaçıyorlardı. Polis imza attırmaya gelse kızım Anne gitme diye haykırıyordu…Okula başlamak istemiyor, okula babam ile gitmek istiyorum diye hayaller kuruyordu..Anne, “babam ne zaman gelecek” soruları…
Oğlumun oyunları hapis oyunları. Ve anlam vermekte insan zorlanırken minicik yürekler bunları hissetmişlerdi. Oğlum son görüşte babasının yanına gitmek istemedi. Kontrol olunan kapıdan geçerken zorlandığını, ayakkabısını çıkartmaktan zorlandığını söyleyerek görüşlere gitmemeye başladı. Minicik kalbinde ve aklında kim bilir ne acılar kalmıştı ki bunları yaşıyordu.. Anlamak ve anlatabilmek cok zordu .. Anlamayan bir ülkede esir gibi yaşamak daha zordu.
Küçücük çocuklar büyük olaylar yaşıyor malesef… Vuslata doğru giderken hepimiz iyi olmaya çalışıyoruz. Allah büyük herşey yoluna girecektir. Bundan hiç şüphemiz yok hamd olsun.. Bizlere düşen zorlu süreçte sabırla güzel günlerin gelmesini beklemek.
Allah ayaklarımızı kaydırmasın. Vesselam ….
Kaynak: Mağduriyetler http://magduriyetler.com/2019/03/22/tahliye-olan-bir-anneyim-esim-hala-tutuklu/



Hiç yorum yok