Zeynep Demir – Veda Nağmesi

—Ne bu acele Nurhan?
—Ne acelesi anneciğim?
—Aşk olsun sen de bizden bıkmış gibi bir an önce gitmek istiyorsun herhalde. Ondan olsa gerek bu acelen.
—Estağfurullah anneciğim hiç öyle olur mu? Bir ömür boyu sizinle kalsam asla başka bir yere gitmek istemem.
—Madem gitmek istemezsin de nedimelerden daha gayretli ve istekli görünmen neden?
—Anneciğim! Alınganlık gösteriyorsunuz. Sizin yanınızdaki bir dakikayı binlerce seneye değişmem. Ancak takdir edersin ki, saat iki oldu. Kuaföre ancak yetişiriz. Sonra da fotoğraf çekimine gideceğiz. Şunun şurasında ne kaldı ki?
—Haklısın kızım, haklısın. Ancak ana yüreği işte. Seni gelinlikler içinde görünce gönlüme ateş, yüreğime kor düştü. Zihnim hafakanlar içinde kaldı.
—Dayanamayacak ne var anneciğim?
O sırada Nurhan’ın görümcesi olacak Belgin söze karıştı.
—Nurhan’ın acele ettiği yok Neriman Hanım. Kızcağıza fazla yükleniyorsunuz. Ana yüreği tabiki. Sizi anlıyorum. Ancak o, olması gerekeni yapıyor. Büyütmeyin rica ederim. Hem artık o, bizim gelinimiz, bugüne dek sizin kızınızsa da bundan sonra bizim evimizin kızı sayılır.
Bu sözlerden kuvvet alan Nurhan annesiyle Belgin’in sözlerinin karşılaşmış olmasının telaşıyla durumu kurtarmak ve davranışının olağanlığını anlatmak niyetiyle birkaç söz etme gereği duydu.
—Canım anneciğim, melek ruhlu biriciğim. Sen de gelin olmadın mı? Sen de evinden ayrılıp sevdiğin insanla yuva kurmadın mı? Çoluk çocuğa karışmadın mı? Bunun dayanılmayacak neresi var?
—Haklısın kızım. Ben de gelin oldum. Ben de evimden ayrıldım. Ben de yuva kurdum, çoluk çocuğa karıştım. Rabbime hamdolsun ki baban gibi mükemmel bir insana eş etti beni. Ama kızım, insan evladından ayrılacağını düşündükçe dayanamıyor işte.
—Aman anneeee. Gönlünü yorma ne olursun.
—Nasıl yormayayım kızım. Neyse ne desem sana yalan gelir. Ama sen de anne ol ki göresin ve yaşayasın. O zaman benim ne hissettiğimi daha iyi anlarsın.
Bir süre sessizliğin ardından Nurhan tekrar söze girdi.
—Anne babama neden izin vermediler. Bari düğüne gelebilseydi. İnsanların en önemli zamanları, doğum, düğün ve ölüm anlarıdır. Yakınlarının bugünlerde yanlarında olması en çok istenen hallerdir. Neden gelemedi anne, kendi mi gelmek istemedi?
—Kızım, baban nasıl gelsin. Biliyorsun, düz bir memurken, hiç yoktan mesleğinden atıldı. Üç yıldan fazladır esaret altında.
—Esaret mi anne?
—Evet, kızım esaret. Bir insanı haksız, hukuksuz, usulsüz şekilde gözaltına alınırsa bunun adı esaret değil de ne olur? Sorguda insanlık dışı muamelede bulunulduğu ispatlandığı halde soruşturma bile açılmazsa bunun adı esaret değil de ne olur?
—Nasıl olur?
—Oldu kızım oldu dahası da oldu. Unvanında “Cumhuriyet” bulunan savcı kendisini dinlemez, savunmasını yaptırmazsa, bunun adı esaret değil de ne olur? Üstüne üstlük “devlet fişlemiş, tespit etmiş, bize içeri atmak düşer” demeleri.
—Ama onlar devlet görevlisi olsa da bağımsız davranmalı, lehine ve aleyhine delilleri toplamalı değil mi? Nasıl olur?
—Nerde kızım nerde. “Bir savcı ve iki polis ve proje mahkemelerle” masum insanların kanına girmeyi maharet saymaları adetten olmuş. Sonradan oluşturulan “proje mahkeme” olan tek hâkimli “sulh ceza mahkemesi hâkimi” “bırak bunları zaten atacağız seni içeri, boşuna maval okuma bize. Kısa kes, daha sırada bekleyen çok kişi var. Onlarında defterini düreceğiz. Geciktirme bizi.”  Der ve anlamadan, dinlemeden, elindeki listeye göre “tutukluluğuna” der tutuklarsa bunun adı esaret değil de ne olur?
—Mahkemeler de dert dinlemedi, sözden, haktan-hukuktan anlamadı değil mi anne?
—Evet kızım o da oldu kızım oldu, dahası da oldu. Cezaevinde altı kişilik yerde on dört kişi kalır, yerde fazla giysilerle oluşturulan sergilerde yatırılır, “bu size yeter, idare edin” diyerek on dört kişiye sekiz kişilik yemek verirler, sıcak suyu haftada bir iki saat verirlerse bunun adı esaret değil de ne olur?
—Nasıl vicdanları el verir? Nasıl olur?
—Olur kızım, kalplerde insanlıktan eser kalmazsa her şey olur. Oldu da, dahası da oldu. Sen de unutmadın biliyorum. Babanın kanuni hakkı olduğu halde biricik annesinin cenazesine katılmasında da izin vermediler. Sonra da cezaevine tıkmakla kalmayıp üç yıldan fazladır mahkememe karşısına çıkarmazlarsa bunun adı esaret değil de ne olur?
—Vay vicdansızlar vay.
—Bari hastaların bakımına bari özen gösterseler. Nerdeee? Hastalanınca revire çıkarmazlar, “acilen ameliyat gerekir” dendiği halde “yeterince güvenlik görevlisi yok” diye on ay sonra hastaneye götürülür ve doktor da “geç kalınmış” derse bunun adı esaret değil de ne olur?
—Peki anne babama düğün davetiyesini göndermiştik. “Gelirim, siz benim için düğünü ertelemeyin. Bütün hazırlıkları yapın kınaya da gelmeye çalışacağım. Ama kınaya gelemezsem düğüne mutlaka geleceğim, kızımı evden ben çıkaracağım.” Diye haber yollamıştı. Dün kınaya gelmedi ama babam bugün düğüne gelecek değil mi anne. Beni o çıkaracak değil mi?
—Elbet gelir kızım. Sen kuaföre git, fotoğraflar çekilsin. Eve gelirsiniz, sonra da baban seni çıkarır ve düğün salonuna geçeriz. Sonra da yeni yuvana uğurlarız. Allah hayırlısını nasip etsin haydi geç kalma kızım.
—Peki anneciğim. Allah’a ısmarladık. Üzmedim seni umarım.
—Üzmedin kızım, üzmedin. Hadi yolun açık olsun.
Nurhan, yoğun bir konvoyla evden uğurlandı.
Aradan geçen altı saat sonrası yuvaya döndü.
Nurhan eve döndüğünde babasının gelinliğine kırmızı kurdele bağlaması için bekledi.
Ancak ne gelen vardı, ne giden.
Annesi, Neriman Hanım düğün töreninin kesintiye uğramaması için kızını teselli etti.
—Babanın hastalığı biraz artmış. Korkulacak bir şey yok ama doktorlar çıkışına izin vermemişler. Biraz toparlarsa geç de olsa düğüne mutlaka gelecek. Sen merak etme.
Oysa durum hiç de öyle değildi.
Nurhan, düğünün başladığı saatlerde babasının yoğun bakıma kaldırıldığını ve doktorların aileye “her şeye hazırlıklı olun” dediğini duysaydı belki de düğünü yarıda bırakırdı. Ama ona duyurulmadı. Babasız düğün sonrası gece yarısında eve, Neriman Hanım’a gelen telefon ertesi gün Yılmaz ailesinin evinde ikinci bir tören daha olacağının acı haberiydi.
Babasının son mektubu Nurhan’ın ömür boyu saklayacağı veda nağmesiydi.

 


Kaynak: Mağdur Hikayeleri – Mağduriyetler http://magduriyetler.com/2019/09/25/zeynep-demir-veda-nagmesi/

Hiç yorum yok